İlk esen rüzgârda düşecek yaprak

AKP iktidarı uzun süredir ayakta duramayan bir görüntü içerisinde. Her önemli konuda bocalıyor. Son bir haftada Cumhurbaşkanı ve bakanlar düzeyinde yaşanan gelgitler hastalığın kronik bir hâl aldığını gösteriyor.

İlk esen rüzgârda düşecek yaprak

POLİTİKA SERVİSİ

AKP iktidarı sadece baskıcı ve faşizan yönleriyle değil ülkeyi uçuruma sürükleyen beceriksiz yönetimiyle de tarihe geçecek. İktidar, pandemi döneminde aldığı tutarsız kararlarla “salgınla mücadelede” Türkiye’yi dünyanın en alt sıralarına kadar indirmeyi başardı.

Merkez Bankası rezervleri, Ticaret Bakanı Pekcan’ın kendi şirketinden bakanlığa mal sattığının açığa çıkması ve ardından Zehra Zümrüt Selçuk’la birlikte görevden alınan iki bakandan biri olması AKP’yi yeterince zorlayan başlıklardı. Özellikle yeni atanan Aile Bakanı’nın daha ilk icraatıyla gündem olmayı başarması AKP içinde başka bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Ankara’da bakan atamalarında parti içinde var olan kliklerin belirleyici rol oynadığı ve isimlerin onlar tarafından hazırlandığı konuşuluyor. Yine en çok duyulan değerlendirme son atamalarda Berat Albayrak’ın hem Aile Bakanı hem de Ticaret Bakanı’nı atayarak elini daha da güçlendirdiği yönünde.

Ama bu başlıkların hiçbiri geçen hafta salgınla ilgili gelişmelerin yerini tutamaz. 29 Nisan akşamı başlayacağı ilan edilen tam kapanma süreci, AKP’nin geldiği noktayı ve partinin içerisinde bulunduğu ruh halini çok iyi özetledi. Cumhurbaşkanı, Sağlık Bakanı, İçişleri Bakanı hepsi birden konuştu ve hepsi farklı şey söyledi.

ERDOĞAN KENDİ BAKANINI YALANLADI

Sağlık Bakanı Koca kapanmanın başlayacağı 29 Nisan akşamı basının karşısına çıkarak gelinen noktayı özetledi. Ardından da kaos başladı;

Aşı tedarikinde sorun var: Bakan Koca kameraların karşısına çıkıp önümüzdeki iki ay boyunca aşı tedarikinde sorun yaşanacağını söyledi.

İkinci aşı randevuları iptal edildi: Bakan’ın aşı tedarikinde yaşanacak sorunu dile getirmesinin hemen ardından telefonlara gelen mesajlarla ikinci doz aşı randevularının iptalleri başladı.

Randevular tekrar açıldı: İptal açıklamasından birkaç saat sonra ikinci doz aşılamanın tarihinde yapılacağı bilgisi geldi. Tekrar randevular alındı.

Aşıda bir sorun yok: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Koca’nın açıklamasından 10 saat sonra aşıda bir sorunun olmasını kabul etmediğini duyurdu.

Altı milyon doz aşı: Tüm bu karşılıklı açıklamalardan sonra Bakan Koca ellerinde 6 milyon doz aşı kaldığını söyledi. Bu aşı kime yapılacak, ne zaman yapılacak belli değil.

KAPANMA GENELGESİ EVLERE ŞENLİK

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından geçen hafta başı açıklanan tam kapanma kararı tam anlamıyla skandaldı. Başta sanayi olmak üzere birçok iş kolu kapanmadan muaf tutuldu. Yüz binlerce işçi, her sabah işine gidip akşam evinin yolunu tutmaya devam etti. Öte yandan “kapanacaksın” denilen işletmelere ve o işletmelerde çalışanlara hiçbir desteğin açıklanmaması ise AKP’nin patron partisi olduğunu bir kez daha teyit etmiş oldu.

Kimler izinli: Sokağa çıkma yasağından kimler muaf, bunlar izin belgelerini nerden alacak gibi birçok soru İçişleri Bakanlığı’nın genelgesiyle de aşılamadı. Şehirlerarası seyahat ise başlı başına muamma olarak kaldı.

Virüs tüm ülkeyi dolaştı: Tam kapanma başlamadan hemen önce milyonlarca kişi başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerden ayrıldı. Köyler ve sahil beldelerine virüs göçü başladı. Denetimsiz yolculuklar salgının en ücra köye kadar yayılmasının önün açtı.

Kreşler kapalı, çocuklar evde: Kamuda çalışan ve 10 yaşından küçük çocuğu olanlar izinli sayıldı. Ama özel sektörde çalışanlar için düzenleme yapılmadı. Kreşler ve okul öncesi kurumlar kapalı. Çocukların ne olacağına dair bir açıklama yok.

İçki satışı yasağı birinci gündem: Genelgede olmamasına rağmen İçişleri Bakanı Soylu’nun televizyonda yaptığı bir açıklama ile tüm Türkiye kapanma süresi boyunca içki satışının olmayacağı duydu. Bu saatten sonra da mesele yaşam tarzına müdahaleden yasağın kanunlara uygun olup olmadığına dair birçok farklı noktadan tartışılmaya başlandı. Ülkenin en önemli gündemi oldu. Yaşam tarzına yönelik bu keyfiyet önemli bir direnişle karşılaştı. Düğüm bu saate kadar çözülmedi.

AKP tam bir çöküş yaşıyor. Ülkenin paçasına yapışmış onu da aşağıya çekmeye çalışıyor. Erdoğan’ın bir gazetecinin kapanma süresince neredesiniz sorusuna verdiği “en kötü ihtimalle Türkiye’deyim” yanıtı ülkeyle kurdukları ilişkiyi net özetler nitelikte. Onların “en kötü ihtimal” olarak düşündükleri alternatif milyonlarca insan için uğruna bedel ödeyerek yaşamayı tercih ettikleri vatan.

***

Bir dipnot olarak Soylu

Tüm bu karmaşanın içinde Bakan Soylu’ya ayrı bir başlık açmakta fayda var. Ankara kulislerinde koltuğu kapıya yaklaşan iki bakandan biri olarak –diğeri Bakan Koca- konuşulmaya başlanan Süleyman Soylu sürekli kadrajın içinde olmak için çaba sarf ediyor. İçki satış yasağı meselesinde partisi tarafından yalnız bırakılan Soylu, bugünlerde iyice gergin hale geldi. Her uygulaması eleştirilen Soylu çareyi sağa sola çatmakta arıyor. Son hedefi de BirGün gazetesi oldu. Gerekli yanıtı kısa sürede aldı almasına ama bir kez daha hatırlatmakta yarar var. BirGün gazetesi ve onu var edenler sahiplendikleri uzun tarih boyunca benzerlerini çok gördü. Bugün neredeyse hiçbirinin adı bile hatırlanmıyor. Soylu da ancak bazı metinlerde dipnot olarak geçecektir. Sadece o kadar.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir